Savunma Sanayii Müsteşarlığı
STRATEJİK PLAN
2007 - 2011

______________________________________________________________

STRATEJİK YOL HARİTASI

Tedarik Yönetimi
 

Stratejik Amaç 1 : Kullanıcı ihtiyaçlarına ve endüstriyel hedeflere uygun olarak tedarik faaliyetlerini etkinleştirmek

       SSM’nin temel görevlerinden biri Türk Silahlı Kuvvetleri ile güvenlik kurumlarının savunma sistem ihtiyaçlarının azami ölçüde yurt içi imkan ve kabiliyetler paralelinde karşılanmasıdır. Bu görev, Kara Araçları, Hava Araçları, Deniz Araçları, Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri, Elektronik Harp ve Algılayıcılar, Roket-Füze ve Mühimmat ve Ar-Ge ve Teknoloji Yönetimi Daire Başkanlıkları altında teşkil edilmiş bulunan proje grupları vasıtasıyla yerine getirilmektedir.

       Proje çalışmaları, Kuvvet ihtiyacının Genelkurmay Başkanlığı tarafından onaylanarak projenin devri ve Savunma Sanayii İcra Komitesi’nin Müsteşarlığı görevlendirmesi ile başlamaktadır. Proje yönetiminde ana sorumluluk SSM’dedir. Bu çerçevede, entegre proje grupları içerisinde ihtiyaç makamı temsilcileri de yer almakta, böylelikle faaliyetlerin etkin bir koordinasyonla yürütülmesi sağlanmaktadır.

Entegre Proje Grubu

Proje faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla ilgili tüm uzmanlık alanlarından personel ile ihtiyaç makamı temsilcilerinin de yer aldığı, teknik ve ekonomik değerlendirmeleri yapacak ve sözleşme görüşmelerini yürütecek uzman kadrolardan oluşan çalışma grubudur.

Savunma Sistemi Geiliştirme Süreci

Araştırma Geiliştirme (Ar-Ge) Süreci
Şekil 3: Tedarik Süreci (Özgün Savunma Sistemi Geliştirme)

       Bu süreçte, proje yönetiminin dokümante edilmiş ve onaylanmış bir plan dahilinde yürütülmesi yaklaşımı temel alınmaktadır. Proje grupları tarafından yürütülmekte olan faaliyetleri ana hatları ile, teklife çağrı dosyalarının hazırlanması, tekliflerin değerlendirilmesi, sözleşme görüşmelerinin yürütülmesi ve projelerin, sözleşmenin teknik, idari ve mali hükümlerine uygun olarak yönetilmesi şeklinde sıralamak mümkündür.

       Diğer taraftan, tedarik edilecek sistemin niteliklerine ve tedarik modeline göre proje yönetim safhaları da değişiklikler göstermektedir. Tasarıma dayalı tedarik projelerinde yönetim safhaları; hazırlık, tasarım, geliştirme, üretim, kullanım ve elden çıkarma gibi dört ila beş aşamadan oluşmakta iken, hazır alım veya ortak üretim gibi proje modellerinde bu adımlar azalmaktadır.

Şekil 4: Tedarik Projelerinin Ana Yönetim Safhaları

       Bu stratejik amaç ile kullanıcı ihtiyaçları ve ülkemiz sanayileşme hedeflerinin uyumlaştırılması, her bir proje ve sanayileşme modeline uygun bir standart dahilinde savunma sistem tedarikinin daha hızlı, daha düşük maliyetle ve tanımlı performans, bütçe ve takvimlere göre yürütülmesi öngörülmüştür. Böylelikle, bir yandan modernizasyon ihtiyaçlarının etkin bir yapıda karşılanması diğer yandan ise tedarik faaliyetlerinin ülke sanayinin gelişiminde bir araç olarak kullanılması sağlanacaktır.

Hedef 1.1:

       Kullanıcı ihtiyaçlarının karşılanması amacına yönelik olarak tespit edilecek sistem projeleri için 2007 yılından itibaren fizibilite etütleri gerçekleştirilecektir.


       İhtiyaç duyulan bir savunma sisteminin tedarikinde gerek kullanıcı beklentilerinin karşılanması gerekse stratejik bir yeteneğin ülke savunma sanayiine kazandırılması, konuya ilişkin olarak ilgili tarafların yapacakları detaylı analizler ile sağlanabilmektedir. Fizibilite, genel hatları ile bir ihtiyacın karşılanması amacıyla belirlenen sistem veya karma sistemlerin kullanımına, geliştirilmesine ve üretimine esas hususların incelenmesidir.

       Fizibilite etüdü; tedarik edilecek bir sistemin geliştirilmesine yönelik yurt içi imkan ve kabiliyetlerin ve geliştirme planının belirlenmesi, sistemin geliştirme, envantere girme ve tam operasyonel kabiliyete erişme takviminin oluşturulması, sistemin vazgeçilmez teknik ve taktik özelliklerinin belirlenmesi, lojistik ve kullanım konseptlerinin tanımlanması, tesis ve altyapı ihtiyaçlarının ve tedarik paketinin tespit edilmesi gibi konuları kapsayabilmektedir.

       Bu çerçevede, performans, maliyet, sanayileşme ve teknoloji öngörüsü çalışmalarının yapılması, kullanıcı ihtiyaçlarının yurt içi imkan ve kabiliyetler doğrultusunda şekillendirilmesini sağlayarak kaynakların etkin kullanımını garanti altına almakta ve böylelikle yatırım tekrarlarının önüne geçilerek planlı ve etkin tedarik faaliyetinin gerçekleştirilmesini mümkün kılmaktadır.

        Halihazırda fizibilite etütleri; SSM tarafından yürütülen projeler kapsamında ihtiyaç duyulması halinde savunma sanayii firmaları, üniversite ve araştırma kuruluşlarının bilgi birikimi ve tecrübelerinden yararlanmak suretiyle yaptırılmaktadır.

       Bu itibarla; Seyyar Yüzücü Hücum Köprüsü, Köprücü Tankı, Milli İmkanlarla Tank Üretimi, Hava ve Füze Savunma Sistemi, Uydu Sistemleri, Taktik Keşif Sensörleri, Milgem Savaş Yönetim Sistemleri, Dost Düşman Tanıma Sistemi (IFF), Su üstü Platformlar Milli Komuta Kontrol Sistemi ve ATAK Projesi kapsamında; Dünya Taarruz Helikopteri Envanteri, Taarruz Helikopteri Görev ve Kullanım Konseptleri, Taarruz Helikopteri Üretici Firmalara Ait Bilgiler, Halen Üretilmekte olan Taarruz Helikopteri Modelleri ve Taarruz Helikopteri Lojistik Destek Konseptlerine ilişkin çalışmalar ilgili savunma sanayii firmalarına yaptırılmıştır.

       Bu kapsamda söz konusu etütlerin, ihtiyacın belirlenme aşamasında, SSM koordinasyonunda sistematik bir şekilde sanayii, üniversite ve araştırma kuruluşlarının katılımı ile gerçekleştirilmesi ülkemizin sahip olduğu kıt kaynakların etkin ve verimli kullanımı açısından önem arz etmektedir.

Hedefe Yönelik Stratejiler
  • Fizibilite etütlerinin belirli bir plan ve standart dahilinde yapılması veya yaptırılması amacıyla rehber dokümanlar hazırlanacaktır.
  • Fizibilite etüdü yapılacak projeler ilgili taraflarla koordinasyon içinde tespit edilerek çalışmalar gerçekleştirilecektir.
  • Fizibilite etütlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçları paralelinde gerçekleştirilmesi ve SSM’nin, sahip olduğu uzmanlık ve bilgi birikiminin tüm paydaşlar ile paylaşılmasını sağlamak amacıyla ihtiyaç belirleme süreci başta olmak üzere ilgili platformlara programlı bir şekilde katılım sağlanacaktır.

Hedef 1.2:

       İhtiyacın SSM’ye bildirilmesinden sözleşmenin imzalanmasına kadar geçen süre 2011 yılına kadar ortalama %10 azaltılacaktır.


       Tedarik yönetiminin temel amaçlarından biri de müşteri beklentilerine uygun olarak tedarik hizmetini hızlı bir şekilde gerçekleştirmektir. Bu çerçevede, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sistem ihtiyaçlarının yaklaşık % 70’i ile diğer kamu kuruluşlarının da benzer sistem ihtiyaçlarını karşılayan SSM, söz konusu sistemleri ihtiyaç sahiplerine en kısa sürede teslim edebilmek için sözleşme imzasına kadar olan süreçleri hızlandırmak suretiyle tedarik faaliyetlerini etkinleştirmeyi hedeflemektedir.

       SSM tarafından yürütülen projelerde, ihtiyacın SSM’ye bildirilmesi ile sözleşmenin imzalanması arasında, bilgi istek dokümanının hazırlanması ve yayınlanması, söz konusu dokümana gelen cevapların değerlendirilmesi sonucu teklife çağrı dosyasının hazırlanması ve yayımlanması, tekliflerin alınması ve değerlendirilmesi, firma seçimi ve seçilen firma ile sözleşme görüşmelerinin yürütülmesi faaliyetleri gerçekleştirilmektedir.

       Bu kapsamda, tedarik edilecek sistemlerin üretimine ilişkin faaliyetlerin ancak bu süreçlerin tamamlanmasını müteakip başlatılması nedeniyle söz konusu süreçlerin hızlandırılması önem arz etmektedir.

       SSM tarafından bugüne kadar yürütülen proje faaliyetleri; yurt içi geliştirme, ortak geliştirme ve üretim (ikili ortaklıklar, çok uluslu katılım), yurt içi üretim, lisans altında yurt içi üretim, ortak yatırım şirketinde yurt içi üretim ve yurt dışı alım gibi çok farklı modellerle gerçekleştirilmiştir.

       Bu durum, SSM tarafından yürütülen proje faaliyetlerinde belirli standart sürelerin elde edilmesinde sıkıntı yaratmıştır. Diğer taraftan, proje faaliyetlerinin çeşitli sebeplerle durması veya projelerin iptal edilmesi proje modellerine ilişkin standart sürelerin tespitini zorlaştıran ve engelleyen en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

       Bu çerçevede, öncelikle, tedarik faaliyetlerinin dokümante edilmiş belirli bir plan dahilinde tanımlı süreçler ışığında rehber dokümanlara göre yürütülmesi hedeflenmektedir. İkinci aşamada ise, sürece ilişkin bir iyileştirme planının hazırlanarak, uygulamaya geçirilmesi ve böylelikle, gereksiz tekrarlardan arınmış, yalın bir proje yönetimi yaklaşımının hayata geçirilmesi planlanmaktadır. Ayrıca, bilişim çağının sunduğu imkanlardan azami oranda faydalanılarak iş ve işlemlerde sürat kazanılması ve zaman kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Hedefe Yönelik Stratejiler

  • Bugüne kadar gerçekleştirilen proje faaliyetleri kapsamında proje modellerine göre ortalama süreler tespit edilecektir. Söz konusu sürelerin tespit edilmesinde tedarik süreci, ihtiyacın bildiriminden teklife çağrı dosyasının yayımı ve teklife çağrı dosyasının yayımından sözleşme imzasına kadar iki aşamada ayrı ayrı değerlendirilecek ve sürelerin tespitinde bazı varsayımlar dikkate alınacaktır.
  • Tedarik sürecine ilişkin iyileştirme planı hazırlanacak, hazırlanan plan ilk aşamada pilot projelerde uygulanacak ve ardından tüm projelere yaygınlaştırılacaktır. İyileştirme çalışmaları kapsamında, tedarik sürecinde uygulanması gereken rehber dokümanlar hazırlanarak, iyileştirmeye paralel olarak uygulamaya geçirilecektir.

Hedef 1.3:

       2008 yılından itibaren, belirlenecek Ar-Ge ve yurt içi geliştirme projelerinde “Maliyet +” sözleşme tipi uygulanacaktır.


       SSM tarafından yürütülen projelerde bugüne kadar sabit fiyatlı sözleşmeler yapılmıştır. Sabit fiyatlı sözleşmeler, ihtiyacın net olarak tanımlanabildiği, performans ve maliyet risklerinin kontrol edilebilir olduğu durumlara uygun sözleşme tipidir.

Sabit Fiyatlı Sözleşme

Yüklenicinin sabit bir bedeli veya üretim birimi başına sabit bir tutarı kabul ettiği ve riski devraldığı sözleşmedir. Kesin sabit fiyatlı veya eskalasyona tabi sabit fiyatlı tipte uygulamaları bulunmaktadır.

       Önceden belirlenmiş bir fiyata karşılık olarak, takvim, performans ve maliyet riskini yüklenici üstlenir. Buradaki temel risk, sözleşme sonucunda tedarik makamının ancak tarif edebildiği ürüne ulaşabilmesi veya yüklenicinin sistemi üretmek için öngördüğünden çok daha fazla harcama yapmasıdır. Yine sabit fiyatlı sözleşmeler çerçevesinde, ekonomik gerçekleşmelerden kaynaklanan kazanç veya kayıpların sözleşme fiyatına yansıtılması mümkündür. Bu mekanizma “eskalasyon” olarak adlandırılmakta olup, kur, enflasyon ve işçilik, malzeme endekslerindeki değişkenlikleri telafi edici düzenlemeleri içermektedir.

       Tek taraflı olarak belirsizlikleri kaldırma çabası ve riski yüklenicinin üstlenmesi yaklaşımı, maliyetlerde artış olarak geri dönmektedir.  “Maliyet +” sözleşmelerde ise, maliyetler geriye dönük olarak tespit edilmekte, proje riskleri karşılıklı olarak paylaşılmakta ve çıktının performansı yüklenicinin kazancı ile ilişkilendirilmektedir.

“Maliyet +” Sözleşme

Fiyatın geriye dönük olarak belirlendiği, riskin paylaşıldığı ve çıktı performansının yüklenicinin kârını etkilediği sözleşme tipidir.

       Ar-Ge ve yurt içi geliştirme gibi teknik belirsizliklerin yüksek olduğu projelere uygun olan bu sözleşme tipi; firmaların riski yüksek projelere girmesini teşvik etmek, proje öncesi faaliyetleri azaltmak, en uygun yükleniciyi maliyet baskısı olmaksızın belirleyebilmek açılarından tercih edilmektedir.

       SSM tarafından bugüne kadar yönetilen projelerde ağırlıklı olarak sabit fiyatlı sözleşmeler yapılmıştır. Ancak, son yıllarda yurt içi geliştirme ve Ar-Ge projelerine ağırlık verilmesinin bir sonucu olarak, Ar-Ge 2004 ve Başlangıç ve Temel Eğitim Uçağı Projelerinde “Maliyet +” sözleşme tipi uygulanmaya başlanmıştır.

       Bu uygulamanın risk analizi gerçekleştirilecek Ar-Ge ve yurt içi geliştirme projelerine yaygınlaştırılması ile proje faaliyetleri kapsamında bir yandan maliyetlerin sağlıklı denetimi sağlanacak, diğer yandan maliyetlere ilişkin verilerin etkin ve düzenli bir şekilde derlenmesi sağlanarak, geleceğe yönelik sağlıklı veri setlerinin derlenmesi mümkün olacaktır.

Hedefe Yönelik Stratejiler

  • Konuya ilişkin mevzuat altyapısı incelenerek hukuki çerçeve belirlenecek ve Ar-Ge ile yurt içi geliştirme projelerinde uygulanacak standart “Maliyet +” sözleşme taslağı nihai hale getirilecektir.
  • Savunma sanayii firmalarının maliyet muhasebesi ve raporlama sistemleri araştırılarak, maliyet denetimi için gerekli standardizasyonun sağlanmasına yönelik çalışmalar yapılacaktır.
  • Proje maliyetlerinin sağlıklı tespit edilmesi amacıyla, SSM tarafından bugüne kadar yürütülen proje faaliyetleri çerçevesinde imzalanmış olan tüm sözleşmelerin maliyet dağılımları derlenerek bir veri tabanı oluşturulacaktır.

Hedef 1.4:

       2008 yılından itibaren sözleşmeye bağlanacak her bir proje için Proje Yönetim Planında belirlenen sanayileşme, takvim ve bütçe hedefleri %90 oranında gerçekleştirilecektir.


       Proje Yönetim Planı, yürütülmekte olan projenin kontrol ve yönetimini sağlamak üzere kullanılan ve proje faaliyetlerine başlamadan önce ilgili tüm paydaşlar tarafından onaylanan bir dokümandır. Projenin öngörülen sanayileşme, takvim ve bütçe hedeflerine ulaşması tedarik yönetiminin öncelikleri arasında yer almaktadır.

       Her bir savunma projesinin, hem ihtiyaç makamı hem de tedarik makamı açısından performans hedefleri bulunmaktadır. İhtiyaç makamı için tedarik edilen sistemin harekat ihtiyacını karşılaması en temel performans hedefiyken, tedarik makamı açısından bu, belli teknolojilerde elde edilen üretim imkan ve kabiliyeti, bir başka ifadeyle sanayileşme olabilmektedir.

       Tedarik sürecinin hızlandırılması ihtiyaç makamının temel beklentilerindendir. Bu itibarla, tedarik makamı olarak SSM’nin; yürüttüğü proje faaliyetlerini proje başlangıcında öngördüğü risk ve varsayımlar çerçevesinde, takviminde tamamlaması gerekmektedir.

       SSM tarafından yürütülen proje faaliyetlerinin önemli hedeflerinden bir diğeri de kullanıcı ihtiyaçlarının daha düşük maliyetle karşılanmasıdır. Maliyet, amaçlanan bir sonuca ulaşmak için katlanılması gerekenlerin parayla ölçülebilen toplamıdır. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, ulaşılmış olan ya da ulaşılmak istenen her farklı sonuç için ayrı bir maliyet söz konusu olabilir.

       Bu çerçevede, maliyet tahminlerinin proje başlangıcında sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi, projelerin öngörülen bütçeler içerisinde tamamlanmasının ön koşulunu oluşturmaktadır. Ayrıca, bir başka hedefte yer alan fizibilite etütlerinin, bu hedefe ulaşmada büyük katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

       Bu hedef ile, bugüne kadar proje grupları tarafından hazırlanmakta olan tedarik planlarının daha sistemli ve standart bir şekilde ortaya konması mümkün olacak ve böylelikle, proje faaliyetlerinin dokümante edilmiş standart bir Proje Yönetim Planı dahilinde yönetilmesi ve her bir projeye ilişkin hedeflerin ortaya konarak, projelerin gelişimlerine uygun olarak sapmaların ölçülmesine yönelik veri setlerinin elde edilmesi hedeflenmektedir.

Hedefe Yönelik Stratejiler
  • Proje faaliyetlerinin dokümante edilmiş bir plan dahilinde yürütülmesi amacıyla Proje Yönetim Planı 2007 yılında pilot projelerde uygulanacaktır.
  • Proje çalışmaları kapsamında her bir projeye ilişkin hedefler, kaynak planlaması ve takvim, sınırlama ve varsayımlarıyla tespit edilecektir.


Sanayi ve Teknoloji Yönetimi
 

Stratejik Amaç 2:  Savunma sanayiini özgün yurt içi çözümler sunabilecek ve uluslararası alanda rekabet edebilecek şekilde yapılandırmak.

       Küreselleşmenin ticarette sınırları kaldırmasıyla uluslararası alanda rekabet gücüne sahip olmak, firmaların hayatta kalmaları için bir mecburiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde, savunma sanayii alanında ulusal kabiliyetlerin geliştirilmesi uluslararası pazarda söz sahibi olmanın önemli koşullarından birini teşkil etmektedir. Uluslararası alanda artan rekabet ulusal savunma sanayilerinin korunması yönünde bazı uygulamaları da beraberinde getirmiş ve birçok devlet kendi iç pazarlarında ulusal sanayilerini koruyarak firmalarını uluslararası rekabet ortamına hazır hale getirme yönünde politikalar benimsemiştir.

       SSM tarafından gerçekleştirilen bir diğer önemli görev, ulusal savunma sanayinin geliştirilmesi ve uluslararası alanda ortaya çıkan değişim ve teknolojik gelişmeler paralelinde sektöre rehberlik etmektir. SSM faaliyetlerinin temelini proje faaliyetleri teşkil etmekle beraber, bu çalışmalar sanayileşmeye yönelik birimlerin proje gruplarına aktif katılımı ile yürütülmektedir. Böylece bir taraftan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaç duyduğu modern savunma teçhizatı en kısa sürede ve en düşük maliyetle tedarik edilirken diğer taraftan ülkemiz sanayiinin savunma sanayiine yönlendirilmesi, yerli katkının artırılması, döviz kaybının asgari düzeye indirilmesi için offset uygulamalarından yararlanılması mümkün olmaktadır.

       Bu stratejik amacın gerçekleşmesi ile ulusal savunma sanayii imkan ve kabiliyetlerinin stratejik bir seviyeye çıkarılarak, yurt dışı bağımlılığın azaltılması, yurt içinde mevcut olan kabiliyetler için yurt dışına kaynak akışının önlenmesi, savunma sanayiinde mevcut, geliştirilebilir ve erişebilir üretim, yatırım ve teknoloji imkanlarının analiz edilmesi ve değerlendirilmesi mümkün olacak ve kendi kendine yeten ve uluslararası pazarda rekabet gücüne sahip bir savunma sanayii oluşturulması yönünde önemli çalışmalar yapılacaktır.

Hedef 2.1:

       2010 yılı sonuna kadar savunma sistem ihtiyaçlarının yurt içi karşılanma oranı ortalama % 50’ye çıkartılacaktır.


       Savunma tedarik harcaması milli savunma sanayiilerinin geliştirilmesinin en önemli itici gücüdür. Ancak, yıllık 3,5 milyar ABD Dolarına yakın savunma sistemi tedarik harcaması ile önemli bir iç pazara sahip olan ülkemizde, ihtiyaçların milli imkanlarla karşılanma oranı ortalama % 25’ler seviyesinde kalmıştır.

% 25 olan bu eşik değerin aşılması ile,
  • yurt içinde mevcut teknolojilerin kullanım alanlarının ve yeterlilik durumlarının belirlenmesi,
  • mevcut yeteneklerin ulaşılması amaçlanan teknolojik düzey açısından değerlendirilmesi,
  • savunma sanayii firmalarımızın yüksek kalitede ve güvenilir ürünler üretebilecek kabiliyete eriştirilmesi,
  • savunma sanayiinin gerektirdiği yüksek kalite ve teknoloji ile güçlendirilen yan sanayiinin oluşturulması ve
  • Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarının özgün tasarımlarla karşılanması suretiyle mümkün olabilecektir.
        Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının özgün tasarımlarla karşılanması hedefinin gerçekleştirilmesi, savunma sanayii politikalarının, tedarik ve Ar-Ge yönetiminde bir bütünlük içinde uygulanmasını gerektirmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarının yurt içinde karşılanma oranını artırmak amacıyla, SSM tarafından yürütülmekte olan tedarik projelerinde temel strateji üç ana yaklaşımda ele alınmaktadır.

       Bu çerçevede
  • özgün geliştirme modelinde; savunma sanayiimizin kabiliyet alanlarında öncelikle özgün geliştirme modellerinin uygulanması ve savunma sanayii ürün portföyünün zenginleştirilmesi,
  • ortak geliştirme ve konsorsiyum modelinde; ulusal pazar için geliştirmenin maliyet etkin olmadığı durumlarda ortak geliştirme veya konsorsiyumlara ortak olma ve tasarım ve risk ortağı olma potansiyelinin geliştirilmesi,
  • hazır alım ve ortak imalat modelinde ise; yukarıda bahsedilen önceliklerin sağlanamaması durumunda hazır alım yoluna gitme ve bu tür projelerde ortak imalat ve offset yoluyla ulusal sanayiimize iş imkanları yaratılması hedeflenmektedir.
       Diğer taraftan, ulusal savunma sanayiinin geliştirilmesi konusunda atılacak somut adımlar, sektörel strateji ve öncelikler ışığında tespit edilecek teknoloji alanlarına ilişkin fizibilite etütleri ile ortaya konabilecektir.

       Teknoloji alanlarına yönelik olarak gerçekleştirilecek fizibilite etütleri ile, sanayileşme hedefleri ve teknolojik gelişmeler paralelinde en uygun çözüm önerilerinin ihtiyaç makamının bilgisine zamanında sunulması da mümkün olacaktır.

        Bu kapsamda, savunmaya ayrılan kaynakların ülke içinde kalmasını teminen özgün geliştirmeye dayalı proje modellerine ve Ar-Ge faaliyetlerine öncelik verilmesi, Milli Savunma Bakanlığı ve Müsteşarlığımız tarafından gerçekleştirilmekte olan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) kaynaklı savunma ve uzay Ar-Ge projelerinin etkin bir yapıda hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Ayrıca, savunma sanayiinin günün gerektirdiği sanayileşme hedeflerine uygun olarak üretim imkan ve kabiliyetine sahip olması için alt sektör politikalarının oluşturulması planlanmaktadır.

Hedefe Yönelik Stratejiler
  • Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geleceğe yönelik ihtiyaçları çerçevesinde kritik önemde olduğu değerlendirilen ve fizibilite etütleri gerçekleştirilen teknolojiler ışığında savunma sanayiinin uzun vadeli gelişimini yönlendirecek politika dokümanı ve tedarik stratejisi hazırlanarak, alt sektör hedef ve teknoloji yetenekleri tespit edilecektir.
  • Savunma sanayii projeleri kapsamında küçük ve orta boy işletmelere (KOBİ) iş payı verilmesi, sözleşme hükümleri çerçevesinde taahhüt altına alınacaktır. Ayrıca, projeler kapsamında elde edilen ürün, teknoloji, kabiliyetlere ilişkin bir bilgi sistemi oluşturularak, geliştirilen ürünlerin başka projelerde de değerlendirilmesi ile, yatırım tekrarlarının engellenmesi ve kaynak israfının önüne geçilmesi sağlanacaktır.
  • Projeler kapsamında gerçekleştirilen endüstri günleri düzenli hale getirilecek, teknoloji ve yetenek konuları ile kalite faaliyetleri kapsamında yüklenici ve altyüklenicilerle eşgüdüm ve işbirliğini sağlamak üzere periyodik toplantılar düzenlenecektir.
  • TÜBİTAK kaynaklı Ar-Ge projelerinin gerçekleştirilmesine yönelik mekanizmanın etkinleştirilmesi ile ilgili girişimlerde bulunulacaktır. Ayrıca sistem projesi ile ilişkilendirilebilecek temel ve uygulamalı Ar-Ge projelerini gerçekleştirmek üzere, sistem proje bütçelerinin % 2’sinin Ar-Ge projelerine ayrılması sağlanacaktır.
  • Ülkemizde savunma sanayii konusunda yürütülen çalışmaların akademik tabana yayılımını sağlamaya yönelik olarak üniversite ve araştırma kuruluşlarının savunma sanayii teknolojileri alanlarında çalışma yapmasını sağlamak üzere çeşitli düzeylerde bilgilendirmeler yapılacaktır

Hedef 2.2:

       2011 yılında savunma ürün ve hizmet ihracatı yıllık 1 milyar dolara çıkarılacaktır.


       Savunma sanayii faaliyetlerinin temel amacı, silahlı kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu her türlü teçhizatın yerli imkanların devreye sokulması suretiyle karşılanabilmesi ve dışa bağımlılığın asgari düzeye indirilmesidir.

       Bununla birlikte, ulusal savunma sanayii altyapısının geliştirilmesinde sadece ulusal ihtiyaçlar paralelindeki faaliyetlere bağımlı kalınması çeşitli riskleri beraberinde getirmektedir. Uluslararası alanda gelişmekte olan teknolojilerin takibinde güçlüklerle karşılaşılmakta, uluslararası rekabet ortamından kopulmakta ve dolayısıyla üretim maliyetlerinin yükselmesi tehlikesi ortaya çıkmaktadır.

       Ayrıca üretimin belirli bir arz dengesinde kalması; birim maliyetlerde artışa ve ülke ekonomisinin ihtiyaç duyduğu döviz girdisinden mahrum kalınmasına sebep olmakta; sonuç itibariyle kendi kendine yeterli bir savunma sanayiinin oluşumuna engel teşkil etmektedir.

       Dolayısıyla, Türk savunma sanayii altyapısının geliştirilmesi istikametindeki çalışmaların başarıya ulaşabilmesi açısından, savunma ihracatını desteklemeye yönelik faaliyet ve girişimlerin koordine edilmesi ve yönlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.

       Savunma sanayii ihracatının artırılmasına yönelik olarak, Müsteşarlığımız tarafından yürütülmekte olan faaliyetleri offset ticareti ve ihracata yönelik ulusal ve uluslararası tanıtım olarak özetlemek mümkündür.

       Offset; savunma projelerinden dolayı yurt dışına çıkan kaynağın, dış ödemeler dengesi üzerinde yarattığı olumsuz etkinin, ülkemizden yapılacak mal ve hizmet ihracatı, ihracata dayalı yatırım, teknolojik işbirliği, Ar-Ge ve eğitim ile telafi edilmesidir.

       SSM tarafından yürütülen projeler kapsamında alınan offset taahhütleri çerçevesinde bugüne kadar yaklaşık 1 milyar dolarlık savunma sanayii ürün ve hizmet ihracatı gerçekleştirilmiştir.

       Söz konusu ihracat içerisinde, Birinci Paket Zırhlı Muharebe Aracı (ZMA) projesi offset taahhüdü kapsamında, FNSS firması tarafından başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Malezya olmak üzere çeşitli ülkelere gerçekleştirilen zırhlı muharebe aracı, aksam ve yedek parçalarından oluşan yaklaşık 404 milyon dolarlık satış önemli bir yer tutmaktadır. Diğer taraftan, Kaideye Monteli Stinger (KMS) Lançerleri Tedarik projesi offset taahhüdü kapsamında Raytheon firması, Hollanda Savunma Bakanlığı’na Aselsan firması tarafından üretilen KMS sistemlerinin satışı için Müsteşarlığımızdan ön onay almış ve ihracat gerçekleştirilmiştir.

       Müsteşarlığımız tarafından yürütülmekte olan offset faaliyetleri kapsamında, imzalanarak yürürlüğe girmiş offset sözleşmelerine göre 2006–2016 yılları arasında 1,8 milyar, dolarlık savunma sanayii ürün ve hizmet ihracatının gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.
İTHALAT/İHRACAT SIRALAMASI
(2001-2005) *

İTHALAT

İHRACAT
1. Çin

2. Hindistan

3. Yunanistan

5. İngiltere

7. İsrail

8. Türkiye

11. ABD

16. İtalya

32. Almanya

60. Fransa


1. Rusya

2. ABD

3. Fransa

4. Almanya

5. İngiltere

11. Çin

12. İsrail

17. Güney Kore

28. Türkiye

51. Yunanistan



* SIPRI Yearbook 2006, Stockholm International Peace Research Institute, Solna, Oxford University Press, 2006.

       Bu çerçevede, projeler kapsamında alınan offset taahhütleri doğrultusunda; B-787 uçağının çeşitli parçalarının TAI’de, Boeing ticari uçakları parçalarının Kalekalıp ve TAI’de ve Black Hawk ve Sea Hawk helikopterleri uçuş kontrol sistemleri ve kuyruk pervane döndürme şaft asamblelerinin Alp Havacılık tarafından üretilerek, ihraç edilmesi öngörülmektedir

       Diğer taraftan, Türk savunma sanayiinin uluslararası alanda desteklenmesi ve yönlendirilmesine yönelik olarak, savunma sektörünün önde gelen uluslararası fuarları ile hedef bölge ve ülkelerde düzenlenmekte olan fuarlara Müsteşarlığımız himayesinde savunma sanayii firmalarımızın “Milli Katılım”ı gerçekleştirilmektedir.

       Bu çerçevede, düzenli olarak IDEX (Abu Dhabi/Birleşik Arap Emirlikleri), DSA (Kuala Lumpur/Malezya) ve EUROSATORY (Paris/Fransa) savunma fuarlarında savunma sanayii imkan ve kabiliyetlerimizin tanıtımı gerçekleştirilmektedir.

       2000’li yıllardan itibaren uygulanmaya başlanan özgün geliştirme projeleri ile savunma sanayiinin gelişimi yönünde önemli adımlar atılmış ve bu projeler ihracat imkanlarını da beraberinde getirmiştir.

       Bu itibarla, Aselsan firması tarafından özgün olarak geliştirilen 9600 frekans atlamalı telsizler teknoloji transferiyle Pakistan’a ihraç edilmiştir. Roketsan tarafından 122 mm çok namlulu roketatar sisteminin Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Otokar tarafından geliştirilen zırhlı personel taşıyıcı Cobra’nın Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir ve Bahreyn’e satışı gerçekleştirilmiştir. Yonca-Onuk tarafından ülkemizde tasarlanıp geliştirilen Onuk MRTP 15 ani müdahale botlarının Pakistan’a ve Havelsan firması tarafından geliştirilen Elektronik Harp Test ve Eğitim Sahası’nın (EHTES) Güney Kore’ye ihracatı gerçekleştirilmiştir.

       İhracatın desteklenmesine yönelik olarak sürdürülen çalışmalar ve savunma sanayii firmalarımızın gayretleri neticesinde, 2005 yılında savunma sanayii ihracatı bir önceki yıla göre % 72’lik bir artış göstererek 340 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır.*
Şekil 5: Savunma Sanayii Sektörü İhracat Rakamları

       Bu hedef ile ihracat potansiyeline sahip ürünler, işbirliği yapılabilecek firma ve ülkeler ile hedef pazarların tespit edilmesi, savunma sanayii ürünlerinin yabancı müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde geliştirilmesi, pazarlama faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve ihracat faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik bir kredi mekanizmasının oluşturulması suretiyle Türk savunma sanayiinin uluslararası alanda tanıtılması ve desteklenmesi mümkün olacaktır.

Hedefe Yönelik Stratejiler
  • Savunma sanayii ürün ve hizmet ihracatının desteklenmesine ilişkin bir eylem planı ve ihracat yönetmeliği hazırlanarak, finansman kaynağı sıkıntısı içinde olan dış pazarlara ihracat yapılabilmesi ve bu kapsamda, ihracat faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik bir kredi mekanizması oluşturulacaktır.
  • Proje faaliyetleri kapsamında alınan offset taahhütlerinin savunma ürün ve hizmet ihracatına yönlendirilmesi için 2007 yılından itibaren iki yılda bir uluslararası offset konferansı düzenlenecektir.
  • Savunma sanayii imkan ve kabiliyetlerinin yurt dışında tanıtılması amacıyla, savunma ve yan sanayi kabiliyetlerine ilişkin ürün ve firma bilgilerini içeren Türk Savunma Sanayii Ürünleri Katalogu ve CD’sinin iki yılda bir hazırlanmasına devam edilecek, her yıl SSM liderliğinde hedef pazarlarda yer alan uluslararası savunma fuarlarına toplu katılım gerçekleştirilecektir.
  • İhracat hedefimizde olan ülkelerdeki savunma ve güvenlik sistem ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlara yönelik projeler takip edilecek ve bu doğrultuda savunma sanayii firmalarını yönlendirecek yapı tesis edilecektir.

Hedef 2.3:

       Savunma sanayii firmalarının kalite yönetim sistemlerinin 2009 yılı sonuna kadar SSM kalite politikasıyla uyumlu hale getirilecek ve yönlendirilecektir.


       Kullanıcıların, üründen beklentilerinin kullanım amaçlarına bağlı olarak farklılık göstermesi ve üreticilerin ağır rekabet şartları altında ürünlerini pazarlamak zorunda kalmaları, ürünlerin tasarımından başlayarak ömür devri boyunca sistematik ve disipliner bir kalite sistemi içerisinde takip edilmelerini gerekli kılmıştır.

       Bu ihtiyaçtan hareketle, kalite yönetim sistem standartlarını oluşturmak, ygulama yöntemlerini belirlemek ve değişen şartlara uyumunu sağlamak üzere uluslararası kalite organizasyonları teşkil edilmiş; söz konusu kalite organizasyonlarınca kalite sistem standartları hazırlanmış ve ilk uygulamaları Batı ülkelerindeki firmalarda gerçekleştirilmiştir.

       Kalite yönetim sistem uygulamalarının, ürün üzerinde yarattığı güven nedeniyle pazarlarda bu sistemlere sahip firma ürünlerine talebi arttırmış ve neticede tüketici tarafında “kaliteli ürün” terminolojisi oluşmuştur. Aynı yıllarda Japonya’nın Toplam Kalite Yönetimi felsefesi doğrultusundaki kalite uygulamaları, pazarlarda mevcut geleneksel anlayışı yıkıp müşteri, paydaş odaklı hizmet üretme anlayışını beraberinde getirmiştir.

       Kaliteye yönelik özel sektördeki bu gelişmeler paralelinde savunma sektöründe de; ürünlerin karmaşıklığı, kritik teknolojileri ihtiva etmeleri, operasyonel çevre şartlarına uygun ve sürekli fonksiyonel olma ile harekat ortamında müşterek kullanılabilirliği sağlayacak ortak malzeme/üretim standartları oluşturma gerekliliği, NATO’ya üye ülkeler arasında da ortak bir kalite anlayışını tesis etmeyi zorunlu kılmıştır.

       Bu hedef ile savunma sanayiinin, yüksek kalitede ve güvenilir ürünler üretebilecek kabiliyete erişmesi, SSM kalite politikası ile uyumlu ve uluslararası standartlarda sektörel bir kalite anlayışının yerleştirilmesi ve savunma ürünlerinin özelliklerine uygun olarak, kalite, sertifikasyon ve sanayi güvenliği metodolojileriyle güvenilirliklerinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Hedefe Yönelik Stratejiler
  • Uluslararası kalite organizasyonları ile uyumlu olarak kalite politikası, tüm paydaşlar ile karşılıklı etkileşime açık bir şekilde oluşturulacaktır.
  • Kalite yönetim sistemlerindeki gelişmelerle ilgili olarak savunma sanayii firmalarının bilgilendirilmesi amacıyla her yıl düzenli olarak kalite kurultayları düzenlenecektir. Kalite kurultaylarında tespit edilen hedefler doğrultusunda, yerli firmalarımızda gerçekleştirilecek uygulama esasları belirlenecek ve savunma sanayii firmalarının kalite yönetim sistemlerine ilişkin yılda bir defa inceleme ve denetleme faaliyeti gerçekleştirilecek ve uygun bulunanlara uyumluluk sertifikası verilecektir.
  • Çok uluslu projelerde yerli sanayi firmalarının NATO Standardizasyon Anlaşması (STANAG 4107), Devlet Kalite Güvence Yetkilendirmesi için NATO Rehberi (AQAP-2070) ve muadillerine uygun faaliyet göstermesi için bilgilendirme ve yönlendirme yapılacaktır.
  • Hava araçlarının uçuşa elverişlilik ve sertifikasyon ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, uluslararası organizasyonlara benzer bir alt yapı oluşturulacak ve yürütülmekte olan projelerde uygulanacaktır.


Uluslararası İşbirliği  

Stratejik Amaç 3 : Uluslararası işbirliğini gözeten çok taraflı sanayii, savunma ve güvenlik projelerine aftif katılım sağlamak.

       Soğuk savaşın sona ermesiyle hızlı bir şekilde düşüş gösteren savunma harcamaları, 2005 yılında 1 trilyon* ABD Doları düzeyine ulaşarak 1980’li yıllardaki görünümüne kavuşmuş bulunmaktadır. Yaklaşık % 50’si Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından kontrol edilen dünya savunma sanayii pazarında finansal olarak önemli bir büyüme gerçekleşmesine rağmen, kamuoyu baskısı sebebiyle birçok ülkede savunmaya sınırlı kaynak tahsis edilmektedir.

Şekil 6: Uluslararası Savunma Harcamaları

        Bu ortamda, devletler bir yandan savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını kendi ulusal, öz kaynakları ile olabildiğince yerli imkanlarla karşılamaya çalışırken diğer yandan dost ve müttefik ülkelerle ihtiyaçlarını uyumlulaştırarak yürüttükleri ortak ve çok uluslu projeler ile sanayilerinin uluslararası pazara entegre olmasını sağlamayı hedeflemektedirler.

       Uluslararası gelişmelere koşut olarak ulusal savunma sanayiinin geliştirilmesi ve uluslararası alanda rekabet edebilir bir seviyeye çıkarılmasının temel araçlarından birini, ülkemizin çok taraflı sanayii, savunma ve güvenlik projelerine iştiraki oluşturmaktadır.

       Bu amaçla, bir yandan ikili ve çok taraflı savunma sanayii işbirliği alanındaki çalışmalar somut projeler ve sanayileşme faaliyetleri ekseninde yoğunlaştırılacaktır. Savunma sanayii ve tedarik konusunda faaliyet gösteren NATO ajansları ve OCCAR gibi Avrupa tedarik kurumlarında yürütülen projelere sanayimizin katılımını artıracak yapıların oluşturulmasına gayret edilecektir. Bu itibarla, bir yandan dost ve müttefik ülkeler ile çeşitli projelerde ortak tasarım ve geliştirme imkanlarının diğer yandan da ortak harekat kabiliyetinin kazanılması yönünde somut adımlar atılabilecektir.

* 2003 yılı sabit fiyat ve döviz kuruna göre dünya savunma harcamaları, 2005 yılı rakamlarına göre bu tutar 1 trilyon 118 milyar ABD Dolarıdır.

Hedef 3.1:

       2011 yılına kadar savunma alanındaki en az dört çok uluslu projeye başlangıç aşamasından itibaren katılım sağlanacak ve en az bir uluslararası proje ülkemiz liderliğinde gerçekleştirilecektir.


       Uluslararası güvenlik ortamının geleneksel tehdit anlayışında ciddi bir değişim yaratması, askeri teknolojilerde de önemli değişimleri beraberinde getirmiştir. Ayrıca, bilgi çağının teknolojide yarattığı devrim, savunma sistemlerinin geliştirilmesinde yüksek maliyetlere ve karmaşık yapılara sebep olmuştur. Diğer taraftan, uluslararası savunma harcamalarında ABD’nin ayırdığı kaynaklar sebebiyle bir artış olmakla beraber, özellikle başlıca Avrupa ülkelerinde savunmaya ayrılan kaynaklarda daralma gözlenmektedir.

       Bu çerçevede, tehdit ile mücadelenin daha fazla oranda müşterekliği gerektirmesi, teknolojide değişim hızının ve artan maliyetlerin ortaklığa dayalı geliştirme anlayışını ön plana çıkarması ve azalan kaynakların etkin ve verimli kullanılması, ihtiyaçların uyumlulaştırılmasına dayanan işbirliği modellerinin uygulanmasını kaçınılmaz kılmıştır.

       Bu doğrultuda, beş Avrupa ülkesiyle ortak sürdürülmekte olan A400M Ulaştırma Uçağı Projesi'nde TAI'nin kurulan konsorsiyuma tam ortak olması sağlanmış ve ABD liderliğinde, dokuz ülkenin yeni nesil gelişmiş savaş uçağı ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak başlatılan Müşterek Taarruz Uçağı (Joint Strike Fighter-JSF) projesinde Konsept Gösterim Safhasına 1999 yılında iştirak edilmiş, NATO İttifak Satıh Gözetleme (AGS) Projesinde ise ulusal savunma sanayiinin projeye katılımı koordine edilmektedir. Dost ve müttefik ülkeler ile müşterek ihtiyaçlar paralelinde bazı projelerin hayata geçirilmesi gerek operasyonel, gerekse tedarik yönetimi açısından ülkemizin sahip olduğu bilgi birikimi ve tecrübenin paylaşılmasını sağlayacaktır.

       Bununla birlikte, çok uluslu projeler kapsamında imzalanmakta olan katılım anlaşmaları ve mutabakat muhtıraları, 244 sayılı Milletlerarası Anlaşmaların Yapılması, Yürürlüğü ve Yayımlanması ile Bazı Anlaşmaların Yapılması için Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesi Hakkındaki Kanun’un 2 inci maddesi gereğince uluslararası antlaşma statüsündedir. Bu durum, söz konusu anlaşmaların bir yılı aşan süreli olmaları, devlet maliyesi bakımından yüklenme gerektirmesi ve kişi halleri ile Türk vatandaşlarının yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarını ilgilendirdiği için, anlaşmalara ilişkin onaylamanın uygun bulunmasına dair bir kanunun çıkarılması gerekmektedir.

       Bu çerçevede, 244 sayılı Kanuna göre öncelikle Bakanlar Kurulu tarafından uluslararası anlaşmanın imzalanması için yetki alınmakta, uygun bulma kanunu ise imzalanma süreci tamamlandıktan sonra çıkarılmaktadır. Katılımcı diğer ülkeler ise anlaşmaya imza koyduklarında kendi ulusal süreçlerini tamamlamış olmakta ve bu durum uygulamada, anlaşmanın Türkiye açısından imza ile yürürlüğe girmesini engellemektedir. Bu itibarla, çok uluslu projelere iştirak etme ve sonrasında proje yönetim sürecinde karşılaşılan risk ve belirsizliklerin giderilmesi için alternatif yöntemlerin belirlenebilmesi büyük önem taşımaktadır.

       Bu hedefe ulaşıldığında, savunma sanayiimiz uluslararası alanda teknolojik gelişmeleri yakından takip edebilecek, ihtiyaçların müşterek karşılanması ile savunma sanayiimizin pazar payı artırılacak ve Türk dış politikasının hedefleri ile uyumlu bir şekilde uluslararası yapılarda aktif rol oynaması imkan dahiline girecektir.

Hedefe Yönelik Stratejiler
  • Uluslararası alanda yürütülmekte olan çok uluslu savunma projelerine katılım sağlamalarını teşvik etmek üzere yerli savunma sanayii firmalarımıza ihtiyaç duyması halinde finansman desteği sağlanacaktır.
  • Dost ve müttefik ülkelerin savunma ihtiyaçlarının karşılanması konusunda gerçekleştirecekleri projelerin yakın takibi yapılacak ve ortaklık seçenekleri ilgili taraflar ile detaylandırılacaktır.
  • Uluslararası alanda yürütülmekte olan proje faaliyetleri çerçevesinde savunma sanayiinin uluslararası ortama hazırlanmasının yanı sıra dünyadaki diğer uzman tedarik kurumları ile personel değişimi, eğitim ve proje yönetimi konularında işbirliği yapılarak, tedarikte görev alan personelin de uluslararası proje yönetiminde uzmanlaşması sağlanacaktır

Hedef 3.2:

       NATO savunma projelerinde Türk savunma sanayiinin payı 2011 yılı sonuna kadar dört katına çıkarılacaktır.


       1952 yılından buyana üyesi olduğumuz NATO, ittifakın ihtiyaç duyduğu savunma sistemlerinin ülkeler tarafından tek başına ya da ortaklaşa üretimi, tedariki, Ar-Ge ve lojistik faaliyetlerini yürüten çeşitli ajanslara sahiptir.

       NATO bünyesindeki Milli Silahlanma Direktörleri Konferansı (CNAD) faaliyetleri silahlanma işbirliği konusundaki en önemli platformlardan biri durumundadır. Bununla birlikte, NATO bünyesinde Ar-Ge çalışmaları Araştırma ve Teknoloji Kurumu (RTO), ülke sanayilerinin tavsiye ve katkılarının alınması, ihtiyaç duyulan sistemlere yönelik mevcut ve geliştirilebilecek endüstriyel çözümlerin araştırılması NATO Sanayi Danışma Grubu (NIAG), lojistik alanındaki çalışmalar ise NATO Bakım ve Tedarik Ajansı4 (NAMSA) eliyle gerçekleştirilmektedir.

Şekil 7: NAMSA İdari Bütçe Katkı Oranları (2004)

        Halihazırda NATO tarafından yürütülmekte olan büyük çaplı programlar arasında AGS, Bölgesel Füze Savunması (TMD) gibi oldukça ileri teknoloji içeren ve yüksek maliyetli projeler bulunmaktadır.

        NATO bünyesindeki silahlanma ve kabiliyet hedeflerine ilişkin çalışmalara paralel olarak NATO yetenek hedefleri kapsamında ülkemiz sorumluluğuna düşen alanlarda sanayimizin katılımını artırmak, ulusal savunma sanayii politikalarımız için de önemli bir hedeftir.












Şekil 8: NAMSA İhalelerinde Müşteri ve Tedarikçiler (İlk 10)
( % )
NAMSA kanalıyla açılan ihaleler
Ülkelerin aldığı
pay
ALMANYA
ABD
İTALYA
İNGİLTERE
FRANSA
TÜRKİYE
YUNANİSTAN
İSPANYA
HOLLANDA
KANADA
26.4
26.2
12.3
5.2
5.0
4.3
3.7
3.0
2.8
2.2
28.0
27.1
13.6
9.6
3.6
1.1
0.5
1.0
0.8
1.3
2004 Verileri

Hedefe Yönelik Stratejiler
  • Düzenli olarak her yıl NATO tedarik ajansları temsilcileriyle Türk sanayicisinin biraraya geleceği toplantılar düzenlenecektir.
  • NATO ajansları tarafından yürütülmekte olan faaliyetler hakkında gerekli bilgilendirme yapılarak, NATO savunma projelerinde yerli sanayiinin payının arttırılmasına yönelik çalışmalara Türk savunma sanayii ve ilgili kuruluşların katılımı sağlanacaktır.


Kurumsal Yapı  

Stratejik Amaç 4 : Kurumsal yapıyı etkinleştirmek

        SSM, 1985 yılından bugüne kadar geçen süre içinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin modernizasyon ihtiyaçlarının karşılanması ve ulusal savunma sanayiinin geliştirilmesi görevlerini başarıyla gerçekleştirmiştir.

        Mevcut durumda, yaklaşık 110 adet proje oldukça sınırlı sayıda personel tarafından yönetilmekte olup, bu durum proje faaliyetlerinde aksamalara yol açabilmektedir. Personel ve proje sayıları değerlendirildiğinde, her bir proje başına 2-3 personel düşmekte ve işin niteliği açısından bu sayılar dünyadaki örneklerinin çok gerisinde kalmaktadır.*

Toplam Personel : 246
Şekil 9: SSM Personel Yapısı


Şekil 10: Proje Başına Personel Sayısı Personel Yapısı

ÜLKE
PERSONEL
SAYISI
TEDARİK
HARCAMASI
KİŞİ BAŞINA

PROJE
SAYISI

ALMANYA
(BWB)

FRANSA
(DGA)

İNGİLTERE
(DPA)

GÜNEY KORE
(DAPA)

TÜRKİYE
(SSM)


11.400


20.000


4300


1850


246

5,4 milyar
ABD Doları

13 milyar
ABD Doları

10,9 milyar
ABD Doları

4,4 milyar
ABD Doları

1 milyar
ABD Doları


490 bin
ABD Doları

650 bin
ABD Doları

2,5 milyon
ABD Doları

2,4 milyon
ABD Doları

4,1 milyon
ABD Doları


Veri Yok


78


1000


Veri Yok


110
Şekil 11: Tedarik Kurumları Kişi Başına Harcama ve Proje Sayısı Karşılaştırması

        Almanya, Fransa ve İngiltere gibi savunma sanayii gelişmiş ve Güney Kore gibi savunma sanayii alanında gelişmekte olan ülkelerde, tedarik kurumlarının tedarik harcaması, personel sayısı ve proje sayıları ile yürütülen faaliyetlerin ülke savunması ile savunma sanayii gelişimine sağladığı katkılar dikkate alındığında, Müsteşarlığımız personel sayısının artırılması büyük önem taşımaktadır.

        Bununla birlikte, Müsteşarlık personelinin tanımlı kariyer hedefleri çerçevesinde belirli alanlarda uzmanlaşmalarını sağlayacak çalışmaların yapılması önem taşımaktadır. Bu çerçevede, Müsteşarlık personeline yönelik olarak çağdaş insan kaynakları yönetim anlayışının hayata geçirilmesi ve tespit edilecek kariyer hedefleri doğrultusunda eğitilmeleri planlanmaktadır.

        Bilgi çağının tüm avantajlarından yararlanabilmek ve stratejik yönetim yaklaşımının temel unsurlarından olan performans yönetiminin ihtiyaç duyduğu veri setlerinin karar verme süreçlerinde etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla bilgi yönetim sistemlerinin tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesi öngörülmektedir.

        Diğer taraftan, faaliyetlerin iki ayrı binada yürütülmesi, ofis kullanım alanlarının ve toplantı salonlarının yetersizliği, hizmet binaları arasındaki mesafenin uzunluğu ile altyapı imkanlarının ve sosyal alanların yetersizliği çalışma ortamı ve verimlilik açısından ciddi sıkıntılar yaratmaktadır.

        Bu itibarla, Müsteşarlığımızın teşkilat yapısının gerektirdiği ilave kadroların temin edilmesi ve kurumsal yapının etkinleştirilmesine yönelik olarak gerçekleştirilecek diğer faaliyetler, belirlenen amaç ve hedeflere ulaşılması, dolayısıyla stratejik planın başarıya ulaşması açısından hayati öneme sahiptir.

*İngiltere Savunma Tedarik Ajansı’nda (DPA) görev yapmakta olan entegre proje grupları asgari 7 kişiden oluşmaktadır.

Hedef 4.1:

        Stratejik insan kaynakları yaklaşımını esas alan uygulamalar 2008 yılı sonuna kadar hayata geçirilecektir.


        Bilgi teknolojilerindeki gelişim ve değişim süreci ve küreselleşme, rekabeti artırmış ve öğrenen, bilgi tabanlı ve sürekli gelişen organizasyonların gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Stratejik insan kaynakları yaklaşımında; sadece personelin kurumla ilgili işlemlerinin dikkate alındığı yapının terk edilmesi, bunun yerine bireyin her türlü sorunu, eğitimi, geliştirilmesi ve kariyer planlamasını içeren kurumsal stratejilerin uygulamaya aktarılması benimsenmiştir.

        Stratejik uyum sağlama gerekliliği nedeniyle kurumun genel stratejisi ile insan kaynakları politikalarının bütünleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle mevcut ve gelecekte ihtiyaç duyulacak insan kaynağının, kurumsal stratejik amaçlar doğrultusunda belirlenip hazırlanması ve motive edilmesi gerekmektedir.

        Bugün geldiğimiz noktada, insan kaynakları yönetimi stratejik bir boyut kazanarak, kurumsal bir bütünlük arz eden bir bakış açısını, değişime uyum sağlama ve yönlendirme sorumluluklarını içermektedir.

        Eğitim ve geliştirme, insan kaynakları planlaması, kariyer planlaması, personel seçme ve yerleştirme, performans değerlendirme, ücretlendirme ve başarının ödüllendirilmesi, kurum kültürü, iletişim, motivasyon, yetkinlik değerlendirmesi gibi işlevler insan kaynakları yönetiminin stratejik alanlarını oluşturmaktadır.

        Bu çerçevede, ülke güvenliği ve sanayii altyapısının geliştirilmesini teminen en büyük yatırımın insan kaynakları alanında yapılması önem taşımaktadır.

        Bu hedef ile, çağdaş insan kaynakları yaklaşımının SSM’de uygulamaya geçirilerek, mevzuat değişikliklerinin yapılması, personelin önceden tespit edilmiş kariyer hedefleri çerçevesinde arzulanan yetkinlik seviyelerine ulaşması ve ihtiyaç duyulan kadroların tahsis edilmesi öngörülmüştür.

Hedefe Yönelik Stratejiler
  • İlgili mevzuat çerçevesinde; kariyer uzmanlığı statüsüne geçilmesine yönelik çalışmalar ile Müsteşarlık uzman yardımcılığı, uzmanlık yeterlik sınavları, atama, yetiştirme, görev yetki ve sorumlulukları hakkındaki yönetmeliklerde güncelleme çalışmaları tamamlanacaktır.
  • Müsteşarlığın uzun vadeli işgücü analizi ve planlaması yapılacak ve işgücü ihtiyaç planına göre ilave kadroların temini ve yeni personel istihdamına yönelik hazırlıklar tamamlanacaktır.
  • Personel kariyer hedeflerine uygun uzmanlık alanları belirlenecek, savunma sanayii alanında bugüne kadar elde edilen bilgi birikimi planlı bir şekilde geliştirilecektir.
  • Çağdaş insan kaynakları yaklaşımının bir parçası olarak personel performans yönetim sistemi tesis edilecek ve personel teşvik ve ödül mekanizması kurularak, performans odaklı bir yönetim anlayışı uygulanacaktır.

Hedef 4.2:

        Müsteşarlık personelinin en az % 50’sine konusuyla ilgili olarak her yıl ortalama 40 saat eğitim ve öğretim verilecektir.


        Günümüzde değişmeyen tek şeyin değişim olduğu bilincinden hareketle, savunma sanayii alanındaki gelişmelerin yakından takibinin sağlanmasının temel aracının eğitim olduğu söylenebilir.

        Bu çerçevede, Müsteşarlık personelinin konusuyla ilgili alanlarda çağdaş uygulama ve gelişmeleri yakından takip etmesini sağlamak üzere planlı bir eğitim programı hayata geçirilecektir.

        Eğitim programı kapsamında personelin yurt içi ve yurt dışı eğitim imkanlarından azami oranda faydalanmaları sağlanacak ve ayrıca, savunma tedariki konusunda sahip olunan bilgi ve tecrübenin ilgili diğer kamu kurumlarına aktarılmasını teminen çeşitli eğitim programlarına eğitici personel sağlanacaktır.

        Bu hedefin gerçekleştirilmesi ile, Müsteşarlık personelinin sistematik bir şekilde konularıyla ilgili alanlardaki gelişme ve değişimleri yakından takip ederek konularında uzmanlaşmaları ve yürüttükleri faaliyetler kapsamında yeni açılımlar ortaya koymaları sağlanacaktır.

Hedefe Yönelik Stratejiler
  • Yıllık olarak hazırlanacak eğitim planı dahilinde yurt içi ve yurt dışı eğitim alınması sağlanacaktır. Uluslararası gelişmelerin takibi amacıyla her yıl Müsteşarlık personelinin konusuyla ilgili konferans ve savunma fuarlarına katılımı sağlanacaktır.

Hedef 4.3:

        Müsteşarlıkta üretilen bilginin etkin ve verimli yönetimi, paylaşımı, güvenliği sağlanacak ve buna yönelik altyapı 2008 yılı sonuna kadar oluşturulacaktır.


        Günümüzde en yoğun rekabet bilimsel ve teknolojik yetkinlik alanlarında gerekleşmekte olup bilgi sahipliği, rekabette başarı yolunda en önemli etken olarak kendini kabul ettirmiştir. Bilgi yönetimi; bilgiyi yönetmenin ötesinde, sürecin yönetimi ile ilgilidir. Bu süreç; bilginin üretilmesi, derlenmesi, güvenliğinin sağlanması, paylaşılması ve kullanılmasını kapsar. Bilgi yönetimi; bilginin, kurumun amaçları doğrultusunda kullanılması ve bilgi birikiminin sağlanması için yapılması gereken faaliyetler bütünüdür.

        Bu çerçevede, toplumun her kesiminde önemli bir unsur olarak ortaya çıkan bilginin önemi teknoloji yoğun bir sektör olan savunma sanayiinde daha fazla artmaktadır. Bu itibarla, faaliyetlerimizde bilginin etkin kullanımını sağlayarak, savunma tedariki konusunda uzman bir kuruluş olan Müsteşarlığın, öğrenen organizasyon özelliğini güçlendirmek ve bunu tüm paydaşlar ile paylaşılabilir kılmak temel hedefimiz olarak ortaya çıkmaktadır.

        Bu hedefin gerçekleştirilmesi ile, kurumsal öğrenmenin hızlanması, bilgiye daha kolay ulaşılması, bilginin iş süreçlerinde ve tüm faaliyetlerde etkin kullanımı ile hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve zaman tasarrufu sağlanması mümkün olacaktır

Hedefe Yönelik Strateji ve Proje
  • Müsteşarlığın görev alanıyla ilgili konularda ülkemizde ve dünyadaki gelişmeler takip edilerek, araştırmalar yapılacak veya yaptırılacaktır.
  • Savunma sanayii alanındaki gelişmelere yönelik olarak her yıl tespit edilecek alan veya alanlarda düzenli olarak konferans, seminer ve sempozyum düzenlenecek, belirlenecek sempozyum, konferans ve kongrelerde Müsteşarlığın faaliyet alanıyla ilgili konularda bildiri ve sunumlar yapılacaktır.
  • Müsteşarlık tarafından gerçekleştirilen faaliyet ve projelerin güncel bir şekilde takip edilmesi ve paylaşımı amacıyla bir yayın çıkarılacaktır. Ayrıca, Müsteşarlık web sayfası paydaş beklentilerine uygun olarak geliştirilecektir.

E-Savunma Sanayii Projesi

Proje ile,

– elektronik imza ile uyumlu Kurumsal İçerik Yönetim Sisteminin (KİYS) tesisi, birimlerin ihtiyaç duydukları uygulama yazılımlarının tedariki, KİYS ile savunma sanayii firmaları ile bilgi paylaşımı ve değişimine yönelik entegrasyonun gerçekleştirilmesi ve proje kapsamında danışmanlık ve destek hizmetleri alınması,

– kurumsal bilgi envanteri ve haritasının belirlenmesi, sektörel ve kurumsal bilgi veritabanı altyapısının oluşturulması ve geliştirilmesi,

– veri, enformasyon ve bilgi ihtiyacı ile bilgi ve iletişime dayalı donanım ve yazılım ihtiyacının tespiti ve temin ve tedariki,

– bilgi güvenliği sisteminin tesisi, uygulamaların gerçekleştirilm