
"Avrupa'da en gelişmiş komuta kontrol merkezine sahibiz”
Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin elektronik ve güvenli haberleşme sorunu tamamen çözülmüştür, sahip olduğumuz Komuta Kontrol Merkezi, hemen hemen hiç bir Avrupa ülkesinde bile yok" dedi. SSM 600 milyon dolarlık yerli ARGE döndürüyor. Savunma Sanayi Müsteşarlığının ana stratejik hedefi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin savunma ihtiyaçlarını mümkün olduğunca yurtiçinden karşılamak, bu amaçla da ARGE destek ve projeleriyle yerli savunma sanayini geliştirmek...
Orhan Bursalı
ODTÜ Elektrik-Elektronik Bölümü'nde, kuruluşunun 50. Yıldönümü nedeniyle düzenlenen etkinlikler çerçevesinde, bu bölümden mezun Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar bir konuşma yaptı... Savunma Sanayi'nin projeleri, ARGE ve politikaları, üretimleri konusunda bilgi verdi. ODTÜ bölümünden öğrenci ve öğretim üyeleri ile savunma sanayinden dinleyicilerin bulunduğu toplantıda, Bayar, Türk Komuta Kontrol Merkezi elektronik haberleşme yeteneğinin dünyanın en üstün sistemlerinden biri olduğunu, ve Genel Kurmay'ın büyük bir güvenlikle çalıştığını belirtti.
Bayar, askeri haberleşmede üstün kriptoloji (elektronik şifreleme) yeteneği sayesinde, silah sistemleri dahil, Genel Kurmay'ın haberleşme güvenliğinin sağlanmış olduğunu söyledi.
Ayrıca, Türk Hava Kuvvetlerinin bütün askeri üslerle güvenlikli elektronik iletişiminin gerçekleştirildiğine, komuta karargahından üslerin izlenebildiğine işaret etti ve "Sahip olduğumuz Komuta Kontrol Merkezi, hemen hemen hiç bir Avrupa ülkesinde bile yok" dedi...
Elektronik haberleşme ve görev bilgisayarları yazılımları konusunda üstün bir yeteneğe ulaştıklarını belirten Savunma Sanayi Müsteşarı, bu konuda Kobra helikopterleriyle ilgili de bir örnek verdi:
"Kobra helikopterlerinin neredeyse bütün sistemlerini değiştirdik, eski sistemlerinin yerine kendi yazılımlarımızı koyduk. 5 milyon satır yeni yazılımdan oluşuyordu yeni sistem... Aslında burada büyük bir risk de Aldık. Bir pilot binbaşımız yeni sistemleri denemek için ilk kez helikoptere bindi ve helikopter büyük bir başarıyla görevini yaptı. Burada hem bizim ürettiğimiz sisteme güvenimi hem de binbaşının Türk mühendislerine güven söz konusuydu... Bu denemeden yüz akı ile çıktık'
YÜKSEK HIZLI HÜCUM BOTLAR
Bayar'a göre, Deniz Kuvvetleri için de başarılı projeler gerçekleştiriliyor. Bütün su üstü filoların sistemleri yenileniyor ve savaş gemilerinin elektronik-haberleşme modernizasyonu konusunda büyük adımlar atıldı. Sahil Güvenlik Komutanlığı 60-70 knot hız yapabilen, dünyanın en hızlı hücumbotlarına sahip ve bunlardan hızlı hareket halinde bile isabetli atışlar yapılabiliyor.
Bayar burada Yonca-Onuk şirketinin başarılı kombozit hücumbotları tasarım ve üretimine gönderme yaptı ve dünyanın bu hem büyük hem de 70 knot’a varan yüksek hızlı hücumbotlarından çok sayıda deniz kuvvetlerine katıldığını belirtti. Söz konusu botlardan ABD Deniz Kuvvetlerine de teklif edildiği gibi Pakistan, Malezya ve Gürcistan için de üretimi sürüyor.
Milli Gemi (MİLGEM) projesi çerçevesinde, gelişmiş sonar ve manyetik ve kolay farkedilmeyen özellikli savaş gemilerinin üretimi için de çalışmalara başlandı.
Savunma silahlarının geliştirilmesinde, bu silahları kullanan askerlerin-subayların aktardıkları deneyimlerin pek önemli olduğunu, onların bilgi ve deneyimleriyle savunma silahlarının tasarlandığını belirten Bayar, savaşan ülkelerin yeni konseptler geliştirilmesinde öne çıktıklarını belirtti ve örnek olarak İsrail ve ABD'yi anımsattı. Almanya'nın ise son iki dünya savaşından kazandığı deneyimleriyle, silah sistemlerinde yenilikçi gücünü sürdürdüğünü vurguladı.
SSM, Skorsky helikopterleri gibi silah sistemlerinin de modernizasyonunu yapıyor.
PAZARLIKLARIN PERDE ARKASI
Bayar, son helikopter alımlarında ABD ve İtalya ile sürdürülen ilginç pazarlıkların perde arkasından örnekler verdi:
"Biz üretici şirketlere bize helikopterleri sadece uçan gövde olarak teslim edin. Bilgisayar yazılımlarını, silah sistemlerini vb hepsini biz yerleştirmek istiyoruz “ önerisini yaptık ve alım tercihinde bunu şart koştuk. Fakat Amerikalı şirketler bunu kabul etmedi. Bunun üzerine İtalyan A129 helikopterlerinin üretimi için anlaştık. Bütün haklarını aldık, lisansları da bize ait olacak ve silah sistemlerini tamamen biz tasarımlayacağız."
F-35 projesinde ise, ABD'nin orijinal görev bilgisayarlarının ve yazılımlarının kullanılmasının bu aşamada planlandığını ifade etti. Savunma Sanayi uzmanları, bu yazılımların, görev bilgisayarlarının, uçakları ABD'nin saptadığı dost-düşman ayrımına göre yönlendirdiğini, bunun da örneğin bir “dost” saldırısında uçakların görev yapmayabileceği olgusuna dikkat çekiyor.
Bayar, projelerin ileri aşamalarında, uygun koşullarda F-4 ve F-16 uçaklarında olduğu gibi, görev bilgisayarları yazılımlarında değişikliklerin yapılması umudunu dile getirdi!
İNSANSIZ UÇAKLAR
SS Müsteşarı Irak'taki son müdahale de askerlerin insansız, uzaktan kumandalı küçük uçakları kullandığını, bu uçakların gözetleme ve bilgi toplamada başarılı olduklarını belirterek. Genel Kurmay'ın "onları evlerinde gözetliyoruz" şeklinde sözlerinin arkasında da, insansız uçaklar bulunduğuna, insansız uçakların elde ettikleri görüntü ve bilgilerin de anında Komuta Kontrol karargâhında izlendiğine işaret etti: "Mangalara birer tane veriliyor, bu uçakları askerler omuzlarında taşıyabiliyor ve uçaklar omuzdan uçuruluyor. 40 kadar insansız uçak teslim edildi.'' Bu uçaklar Kale Baykar tarafından üretildi.
Biraz daha büyük üst versiyonu olan taktik amaçlı insansız uçaklar da Vestel ve Kale Baykar taralından geliştiriliyor, sonbaharda test uçuşlarına başlanılacak. TAI tarafından geliştirilen üçüncü tip insansız uçakların kanat açıklığı 19 metre olacak, yüksek irtifada uçacak ve yerden görünmeyecekler. Bu uçaklar sok gelişmiş kameralara sahip olacak.
Murad Bayar, Kara Kuvvetleri'nin elinde 30 40 yıllık 4 bin kadar tank olduğunu ve bunların kısmen modernizasyonunun yapıldığını, ancak uzun tartışmalardan sonra yeni tank üretimi projesi için çalışmaların başlatıldığını açıkladı. Bayar, zırhından silahlarına ve bütün aksamına kadar tankın üretilmesinin çok zor ve büyük bilgi ve deneyim içerdiğini, sadece prototipi ARGE'sinin 500 milyon dolara çıkacağını belirtti.
Yeni savunma silahlarının kullanılmaya başlanmasıyla, askerin deneyim kazanma süreci başlıyor ve onlardan gelen "şöyle olsun, bu da olsun" gibi önerilerin tasarım ve üretim süreçlerine aktarılıyor.
Bu arada güdümlü füzelerde gündemde. Roketsan'ın güdümlü füzelerden ilkini başarıyla denediğini belirtti ve tanksavar silahları da geliştirmeyi hedefler arasında gösterdi
SAVUNMA ŞİRKETLERİ
Bayar, savunma sanayi şirketleri olarak Aselsan, Roketsan, Havelsan'ın artık yeteneklerim kanıtladıklarını, uzmanlaşmış şirketlerin ortaya çıktığını, pek çok kobinin silah sistemlerinin belirli kısımlarını üretmede uzmanlaşmaya başladıklarını ve bunu teşvik ettiklerini dile getirdi:
"Politika olarak yüklenici ana şirketlere, projenin yüzde 20 ile 70 arasında bölümlerinin mutlaka alt yüklenicilere, uzmanlaşmış kobilere verilmesini şart koşmaya başladık. Örneğin pilot eğitim simülatörleri üretiminde yüzde 70 alt yüklenici olarak çalışan 9 kobi var”
Burada amaç. savunma sanayinin gelişmesini ve ARGE'yi teşvik etmek, uzman şirketler yaratmak, ARGE'yi tabana yaymak... Bayar bu arada ODTU Teknopark'ın çok başarılı yönetildiğini ve savunma sanayi şirketlerinin yarısınında burada çalıştıklarını sözlerine ekledi.
Bayar’a göre yüksek teknolojiye sahip ürünler üretebilmek için, ülke araştırma altyapısını bütünüyle kullanmak gerekiyor. Savunma sanayi ana yüklenici şirketler aracında, ülkenin bilim ve teknolojiden sorumlu kurumları arasında eşgüdümde sorunlar ve eksiklikler olduğu konusunda yönetilen bir soruya da, eşgüdümün çok daha iyi yönetilmesinin şart olduğu, yanıtını verdi. Sanayi politikalarının ve bu politikaların gerçekleştirilmesi için ARGE çalışmalarının önemine değindi ve "Bu süreçte bilginin oluştuğu adresleri dikkatle izliyor ve üretim sürecinde de bunu adı adresiyle belirtiyoruz ve üretimin nerelerde yapılması konusunda da aktif davranıyoruz” dedi.
Aselsan'ı muhafazakâr ancak projesini gerçekleştiren, sonuç alan bir şirket olarak tanımladı. Havelsan, TAİ, Roketsan şirketlerinin de kısa süreler içinde önlerine konan hedeflere ulaşmada önemli başarılar ve önemli cirolara ulaştığını anımsattı. TAl'dekı %49 yabancı hisseyi 29 milyon dolara satın alarak, şimdi ulusal savunma sanayinin hedefleri doğrultusunda içini doldurduklarını ve bu şirketin önemli ve büyük bir havacılık üretim şirketi haline dönüşeceğinin altını çizdi.
Bayar, ABD'de çalıştığı donemde incelediği Boeing şirketi örneğini anlattı:
"Boeing artık fiili üretim yapan bir şirket değil. Sadece ana tasarımını yapıyor ve bunun parçalarını da dışarıda uzmanlasmış sirketlere yaptırıyor. Boeing 40 bin alt şirketle çalışıyor. Böyle bir şirkette ana konu üretim tesisi, fabrika yönetim ve süreçleri değil, bu kırk bin parçanın üretim bandında bir araya getirilmesi ve örneğin bir günde tamamlanıp hangardan uçak olarak çıkmasının optimum yönetim koşullarının yaratılması..."
"Bayat, yönelttiğimiz "Savunma sanayinde Türkiye için yakın bir gelecek hedefi olarak ne düşünüyorsunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi: 4 Milyar Dolarlık bir üretim kapasitesine ulaşılması ve 1 Milyar Dolarlık bir dış satış...
SSM ve SİLAHLI KUVVETLER
Murad Bayar, Türk Silahlı Kuvvetleri ile iyi bir diyalog içinde bulunduklarını belirterek, şu düşünceleri paylaştı:
"Biz TSK'nin ihtiyaçlarını karşılamak için varız. Ordu, her zaman en iyisine sahip olmak istiyor. Bu açıdan bakıldığında. ve çıtayı en üstte tuttuklarında, gerekli savunma silahının tedariki önemlidir onlar için. Siz onların bu ihtiyaçlarını karşılarken, savunma sistemlerinin ülke içinde yerli geliştirilmesi ve üretilmesi, ve savunma sanayinin dışa bağımlılıktan kurtularak en üst düzey kalitede yerli olarak geliştirilmesi içinde çaba sarfediyorsunuz... Şu esnada SSM olarak ülke içinde 600 milyon YTL’lik bir ARGE'yi döndürüyoruz. Amacımız bunu şüphesiz artırmak, bu potansiyel adım adım artıyor, ama öte yandan TSK'nin acil ihtiyaçlarını da satın almalarla karşılamak zorundayız. ARGE'nin her zaman bir "gerçekleşememe riski' var. ama bunu göze almak zorunndayız. En sonunda, Savunma Sanayinin büyümesi ve en ileri teknolojileri ülke içinde üretir hale gelmesi, ülkemizin hem çeşitli bağımlılıklardan kurtulması hem yetenekli ve nitelikli iş gücümüze ülke içinde iş alanları yaratılması ve ülkemizde iş kapasitesinin geliştirilmesi açısından son derece önem taşımaktadır."
SS Müsteşarı Murad Bayar 1965 Sivas doğumlu, 1987: ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği'nden mezun. 1988. North Carolina Eyalet Üniversitesi'nde Elektrik Elektronik Mühendisliği üzerine Yüksek Lisans. 2000. Yale Üniversitesi'nde İşletme dalında ikinci Yüksek Lisans. SSM'ye 1986'da girdi, sonra ayrılıp ABD'ye gitti, özel şirketlerde de çalıştıktan sonra, 2004'de SS Müsteşarlığı için davet aldı. "Bazı arkadaşlarım, 'aslında SSM'de işler kötü, sen gelmesen kapanacak gibi' diye espri yapmışlardı" dedi, ODTÜ'deki konuşmasında. Bugün SSM, çok önemli projeleri gerçekleştiren. Savunma sanayinde yerli üretim ve ARGE oranını hızla geliştiren, ihracatı da arttıran, Stratejik planlamalar çerçevesinde hedeflerine ulaştığı görülen bir yapıya sahip...

| Yüzde yüz yerli insansız uçak 2010'da gökyüzünde |
| |
|
Kuzey Irak'ta PKK hedeflerine yönelik tespitlerde kullanılan İsrail yapımı casus uçak 'Heron'ların yerini Türk yapımı uçaklar alacak. Türkiye'nin yüzde yüz yerli insansız hava aracı 2010'da uçmaya başlayacak. | |
|
|
Türk İnsansız Hava Aracı (TİHA), 10 bin metre yükseklikten yerdeki insanların fotoğrafını çekebilecek. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TAI) tarafından üretilecek 30 uçak, Türk Silahlı Kuvvetleri ile yapılan anlaşma gereği 2011'e kadar teslim edilecek. Türkiye, ayrıca İsrail'den tanesi 2 milyon dolara 10 Heron satın alacak. Böylece TSK envanterinde 40 adet casus uçak hizmet verecek.
TİHA hakkında bilgi veren TAI Entegre Uçak Sistemleri Grup Başkanı Özcan Ertem, Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından verilen görevle projeye başladıklarını anlattı. Ertem, casus uçağın gece ve gündüz keşif uçuşları yapacağını, üzerinde bulunan kameralarla bulutların üzerinden bile görüntü alan SAR sistemine sahip olacağını söyledi. Casus uçak TİHA, 24 saat havada kalabilecek. 30 bin feet (10 bin metre) yüksekliğe çıkabilecek. Kamera ve keşif sistemleri ile yer istasyonları da yerli üretim olacak. Casus uçak, 10 bin metre yükseklikten hedef tespiti yaparak istasyona görüntü iletecek. Gece gündüz, olumsuz hava şartları da dahil olmak üzere keşif, gözetleme, sabit ya da hareketli hedef tespiti, teşhis, tanımlama ve takip amaçlı kullanılacak. |
| Baran Taş, Seyfettin Koçak, Cihan |